Makaleler

SCOOTER YARALANMALARI

Mikromobilite olarak sınıflandırılan scooter sistemleri, son zamanlarda alternatif şehir içi ulaşım sistemi olarak gündemdedir. Scooterlar sağladıkları esneklik ve kolay kullanımları nedeniyle kısa sürede dünyada ve ülkemizde oldukça fazla kullanılan bir ulaşım türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Kullanıcı yaş aralığının 16-60 yaş arasında dağılım gösterdiği, genelde kısa mesafeli (ortalama 2 km) ve kısa süreli (yaklaşık 11 dakika) yolculuklarda ve yeni bir ulaşım alternatifi olarak kullanıldıkları bilinmektedir. Güvenlik açısından bakıldığında ise scooterlar ile meydana gelen kazaların yarısından fazlasının kullanıcı kaynaklı olduğu gözlenmiştir.

Scooterlar önceleri eğlence ve boş zaman aktivitelerinde kullanılırken, gün geçtikçe dünyada ve ülkemizde ulaşım aracı olarak kullanılmaya başlamasının beraberinde getirdiği sorunların başlıcaları scooter kullanırken meydana gelen kazalar ve akabinde ortaya çıkan yaralanmalar ve hatta ölümler bu konuya olan duyarlılığı artırmıştır.

Henüz scooter yaralanmaları ile ilgili çok sayıda çalışma yapılmamış olmasına rağmen var olan çalışmalarda acil servislere başvuran hastaların yaklaşık %26 ila %58’inde en sık olan yaralanmalar kraniyofasiyal yumuşak doku ve/veya iskelet sistemi yaralanması şeklindedir. Yine yapılan çalışmalarda scooter kullanıcılarında en yaygın yaralanma mekanizmalarına bakıldığında %80’i düşme, %11’i nesnelerle çarpışma ve %9’unun da araba, bisiklet veya başka bir scooter gibi hareket eden bir aracın çarpması şeklinde gerçekleştiği belirtilmiştir. Scooter kullanımının neden olduğu yaygın yaralanmaları; travmatik beyin hasarı/sarsıntı, kemik kırıkları, eklem çıkıkları, burkulmalar, sıyrık ve abrazyonlar şeklinde gözlenmiş olsa da realitede uzuv kaybından, iç organ yaralanmalarına ve hatta ölüme kadar giden ağır sonuçlarla da karşılaşılabilmektedir.

Özellikle Covid-19 pandemisinden sonra, kalabalık toplu taşıma araçlarında virüs bulaşma riskinden endişe eden insanlar, kısa mesafeler için scooter tercih etmeye başlamıştır. Bu araçların hızla yaygınlaşması birçok ülkede yasal düzenlemelere gidilmesine neden olmuştur. Scooterların hem ulaşıma hem de çevreye olumlu katkılarının yanında, telafisi olmayan kazalara da yol açabileceği unutulmamalıdır.

Yapılan araştırmalara göre scooter kullanıcılarının bisikletlilere göre kilometre başına daha fazla yaralandığı ve çukurlar, kaldırım çatlakları, elektrik direkleri ve tabelalar nedeniyle yaralanma olasılıklarının iki kat daha fazla olduğu ve yine bir motorlu taşıtın çarpma olasılığının üç kat daha fazla olduğu bildirilmiştir.

Scooter kullanıcıları özellikle kask, kolluk, dizlik ve benzeri koruyucu ekipman kullanmadan travmaya maruz kalabilmekte ve yapmış olduğu hıza veya hareketli başka bir aracın hızına bağlı olarak çok hafiften ölüme kadar gidebilen tüm vücut yaralanmalarına maruz kalabilmektedir.

Acil servis başvurularında doğrudan scooter başlığını içeren bir ICD tanı kodunun olmaması vakaların sayısı hakkında yetersiz veriye sebep olmaktadır. Basit sıyrıklarla başvuranlar yumuşak doku travması şeklinde kayıt altına alınırken, örneğin bisiklet, motosiklet ve araç kazalarında olduğu gibi trafik kazası şeklinde bir tanı kodu açılmamaktadır. Oysa ki scooter yaralanmaları da trafik kazaları gibi yüksek enerjili travmalardır aslında.

Ülkemizde ve dünyada motosiklet ve bisiklet kullanıcıları için dahi uygun olmayan yollar ve bu kullanıcılar için oluşturulmuş kurallara yönelik toplumsal bilinç eksikliği scooterlar söz konusu olduğunda ise fevkalade yüksektir.

Avrupa ve Amerika’da ve dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinde scooter kullanımının artmasıyla ortaya çıkan yaralanma ve ölümler neticesinde çeşitli yasal düzenlemeler getirilmiştir. Bunlardan bazıları, scooter ehliyeti zorunluluğu, sağlık sigortası zorunluluğu, kask ve koruyucu ekipman kullanım şartı, yaş sınırı (15-18 yaş alt sınır), birden fazla kişiyle binmeme, herhangi bir yük taşımama, bazı ülkelerde alkollü kullanmama, günün belli saatlerinde veya haftanın belli günlerinde kullanmama gibi yasal yönetmelikler ortaya konmuştur. Scooter kullanıcılarının izleyeceği yollar oluşturulmuş ve kurallarla belirlenmiştir. Ülkemizde de benzer düzenlemelere yönelik çalışmalar başlamış ve yer yer uygulamaya geçilmiştir.

Scooter kullanımıyla ortaya çıkan kazalar neticesinde meydana gelen engellilik hali ve sağlık harcamaları ülke ekonomisine belirli ölçüde yük teşkil edeceği kaçınılmaz bir gerçektir. Örneğin kalça fraktürü daha çok yaşlı popülasyonda düşmeye bağlı ortaya çıkarken, scooter kullanımıyla kalça fraktürü ile alt ve üst ekstremite kırıkları artmış olup operasyonel girişimlerin ve operasyon sonrası rehabilitasyon sürecinin uzaması, scooter kullanan kesimin genç ve çalışan aktif erişkin popülasyonda olması önemli bir işgücü kaybına sebep olmaktadır.

Özetle scooter kullanımının rekreasyon ve turizm amaçlı kullanımının yanı sıra hızla artan bir şekilde önemli bir ulaşım aracı haline gelmesi beraberinde birçok problemin de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu bağlamda scooter kazalarına yönelik multidisipliner yaklaşımın geliştirilmesi, yasa ve yönetmeliklerin hızla uygulamaya konulması, yerel yönetimlerin uygun yol ve kaldırım çalışması yapması ayrıca acil tıp başta olmak üzere ilgili bilimlerin scooter yaralanmaları konusunda daha fazla çalışma yapması, koruyucu hekimlik çatısı altında eğitim kurumlarıyla ve medya organlarıyla halkın bilgilendirilmesi ve çeşitli eğitimlerin düzenlenmesi scooter kullanımına bağlı kaza ve yaralanmaların önüne geçilmesi ile sonuçlarının iyileştirilmesine katkıda bulunacaktır.

Doç. Dr. Serkan DOĞAN

İstanbul Kanuni Sultan Süleyman SUAM

Acil Tıp AD.